EKİBİMİZ

AKIN ERDOĞAN

1986 Samsun doğumluyum. Çocukluğumu geçirdiğim Aydın’dan İzmir’e 2006 senesinde geldim. 2013 yılında Zeytince’nin kurucu başkanlığını büyük bir mutlulukla yaparak Zeytince’nin hikâyesine ortak oldum. Şimdi Zeytin Okulu’yla birlikte kendi kısa hikâyemin en uzun yolcuğuna çıkacağım. Tüm tanımlanmış alanlarımı geride bırakarak daha tanımlanmamış bir gelecekte birlikte paylaşarak dayanışma içinde sizinle ve kendimle yeniden tanış olmak dileğiyle…

BELFU NİHAL SOLMAZ

Ege üniversitesi İİBF iktisat bölümü öğrencisi, 1993 Osmaniye doğumluyum. 2016 yılından beri Zeytince EYDD’nin gönüllü üyesiyim.

Köklerimin topraklarını sulayan yağmurun zeytine nasıl değdiğini en güzel ve en anlamlı şekilde Zeytince’de öğrendim. Ekolojik kaygılarla çıktığım yolda aynı kaygıları taşıyan ve hatta çözüm üreten bir yerde olmaktan mutluluk duyuyorum. Güzel kapılar açan ve açtığı kapıları ekolojiye, felsefeye, bilime ve akla yönelten onlarca bedenin bir araya geldiği Zeytince’de olmanın heyecanı ve enerjisini taşıyorum.

Yüzyıllara dokunan bir zeytin ağacının hikayesine ortak olmak ve bu umudu tüm Dünya ile birlikte yaşamak dileğiyle.

BURCU HASRA

1984 yılında Bilecik’te doğdum. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden 2006 yılında mezun oldum ve o tarihten itibaren Milli Eğitim Bakanlığı’nda sınıf öğretmeni olarak görev yapıyorum.

Var olan döngünün içinde “beni” anlamaya, anlamdırmaya çalışırken insanı ve insanın doğa ile ilişkisini hep sorguladım. Doğanın sundukları ile uyumlu yaşamaya çalıştım. Bireysel eylemlerimin bir bütünün içinde çoğalmasını ve anlam bulmasını istedim. Çocukların doğa ile bağlarını nasıl güçlendirebilirim ve okullarda ekolojik farkındalığın sağlanması için neler yapabilirim diye düşünürken, bir gün yolum “Doğaya Dokunan Masallar” etkinliğiyle Zeytin Okulu ve Zeytince Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği üyeleri ile kesişti.

Ve bugün Zeytince’nin kuruluş hikayesini heyecanla dinlediğim, gelecekte yazacağı bütün hikayelerin içinde olmayı çok istediğim için buradayım.

CANSU PELİN İŞBİLEN

Mimarlık bölümü mezunu olan Cansu Pelin, İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı yüksek lisans programını İzmir Bayraklı Sahili’nde piknik aktivitesi örneğinde kentsel mobilya tasarımını araştırdığı tezi ile tamamlamıştır. 2015 yılından beri İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde İzmir’in tarihi kent merkezi çevresine odaklanan İzmir Tarih Projesi’nde çalışmaktadır. Proje kapsamında yürüttüğü çalışmalar, tarihi kent merkezinin potansiyellerini ortaya çıkarmak, farklı geçmişlere sahip insanlar arasında vatandaş katılımını desteklemek için kolaylaştırıcılık yapmak, projeler kapsamında veri toplama ve kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda kamusal alanlar tasarlamak ve bu süreçlerde disiplinler arası uzmanların katıldığı çalışmalar organize etmektir. Profesyonel hayatına ek olarak, lider ve kolaylaştırıcı olarak vatandaş katılımı, sosyal içerme, çevre ve ekoloji içerikli yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde projelerde ve İzmir kenti içinde gerçekleşen çeşitli kültür ve sanat projelerinde yer almaktadır. Fikir üretme, problem çözme, iletişim, kolaylaştırma ve ağ kurma becerilerine sahiptir. Aylak Mutfak’ın eş kurucusu ve Zeytince Derneği üyesidir.

PROF.DR. R. FUNDA BARBAROS

Uzun yıllardır içinde bulunduğumuz evreni, gezegenimizi ve insan türünü anlamaya/yeniden okumaya çabalıyorum. Hayata karşı saygılı, özgürlüklerden yana ve doğa yasalarına uyumlu bir yaşamın kurulması için;   Zeytince Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği kurma fikrini ortaya atan insanlardan biriyim. Bu fikrin olabildiğince geniş bir çerçeveye oturtulmasını destekliyorum. Ekolojik iktisat, ortak yaşam kültürü ve zeytin üzerine öğreniyor ve öğretiyorum. Başka bir dünyanın mümkün kılınması için: “Sanat-Edebiyat-Ekolojik İktisat” diyorum.
 🙂

LEYLA ÖĞÜT

(Mozambik, 1985)

2010 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Moda ve Tekstil Tasarımı bölümünden mezun olmuştur. 2012 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi Tasarım Teorileri ve Çalışmaları yüksek lisans programına başlayan Öğüt, eş zamanlı olarak LIGS University pazarlama temelli MBA uzaktan eğitim programında eğitimine devam etmiştir. 2011 yılı itibariyle uluslararası moda ve tekstil firmalarının görsel iletişim ve moda görsel sunum departmanlarında yurtiçi ve bölgesel yurtdışından sorumlu orta ve üst düzey yöneticilik yapmıştır. Yanı sıra yerli moda firmaları, dil ve kültür enstitülerinin iletişim, operasyon yönetimi ve marka kimliği danışmanlık süreçlerini yönetmiştir. 2011-2013 tarihleri arasında Inditex Group Bershka markası görsel sunum koordinatörlüğü yapmıştır. 2013-2015 tarihleri arasında Türkiye yerel markası olan Boyner, Mavi, Jimmy Key markalarına görsel iletişim ve sunum danışmanlığı yapmıştır. 2015-2018 tarihleri arasında United Colors of Benetton Türkiye Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri görsel iletişim ve sunum departman yöneticiliği yapmıştır. 2016-2018 yılları boyunca Faruk Saraç Tasarım Meslek Yüksek Okulu İstanbul kampüsünde, Temel Sanat, Moda Tarihi ve Sürdürülebilir Moda Tasarımı derslerinde öğretim görevliliği yapmıştır. 2012-2016 yılları arasında sosyal kimlik, kentsel dönüşüm stratejileri, yaratıcı endüstriler konularıyla ilgili çeşitli uluslararası sempozyumlara katılmış ve makaleler yayınlamıştır. 2018-2019 arasındaki altı ayı Latin Amerika ülkelerinde çeşitli yerel projelerde gönüllü olarak çalışmıştır. 2019 Mayıs-Aralık  tarihleri arasında Das Spracheninstitut Kassel-İzmir’de proje kordinatörlüğü yapmıştır. 2019 Aralık itibariyle Kahuna Bilişim Şirketinde ürün geliştirme ve operasyon müdürü olarak kariyer hayatına devam etmektedir.

DOÇ. DR. MENEVİŞ UZBAY PİRİLİ
Zeytince derneğimiz ve zeytin okulumuzun benim için anlamını,  önemini  ve her şeyden önce  hayatıma kattığı umudu ve iyiliği “dünya sevgisi” –  amor mundi –  kavramı dolayımında anlatmak isterim.
Dünya sevgisi kavramını  ünlü siyaset ve sosyal bilimci Hannah Arent’in  yazılarından tanıyoruz.   Dünya,  bir yandan içinde yaşadığımız gezegenimiz ve  onun bize sunduğu  tüm olanaklara,  ekolojik sisteme  işaret eder . Ancak aynı zamanda Dünya,  yeryüzünün fiziksel olanakları içinde, insanların birlikte hareket ederek, çok çeşitli ilişkiler ağı içinde oluşturdukları ve hayatlarına anlam kazandıran tüm pratikleri, kurumları, kültürleri de içerir.   Dünya sevgisi yani  amor mundi;   bizlere sunulmuş  olan  fiziksel  doğa ile insanlararası  oluşturulan dünya arasında uyum sağlamayı,  her ikisini de koruma ve özen göstermeyi, sunulmuş olana minnet duymayı   ve Dünya’yı yaşamaya uygun bir yer olarak gelecek kuşaklara aktarma duygusu ve  sorumluluğunu  anlatır.
Amor mundi sadece soyut bir kavram değil, öncelikle bunun  pratikte hayata geçirilebilmesinin olanaklarını içinde barındırıyor.  Yani  gezegenimizi ve   hepimizi ilgilendiren konularda  birlikte düşünmeye, hatırlamaya,  ortak sorunlarımız üzerinde tartışarak çözümler aramaya ve  dayanışma içinde ortak hareket etmeye  olanak tanıyan  kamusal alanın önemini vurguluyor.   Zeytince Derneği,  benim yaşamımda, amor mundinin gerçekleşebilirliğinin önemli yollarından birisidir.
Doğanın sundukları ile uyumlu  yaşam biçimleri önerebilmek ve bunu birlikte düşünüp  eyleyerek  hayata geçirebilmek, içinde çelişkiler barındıran zor bir    süreç elbette.  Bu süreçte,   bir yandan modern yaşam ile geleneksel yaşam; kadim kültür/bilgi ile çağdaş kültür/bilgi ; doğallık ile günümüz teknolojisi arasında var olan çelişkileri sürdürülebilir kılan yaratıcı çözümler bulmak gerekiyor.  Diğer yandan  birbirimizle gerçek anlamda iletişim kurabilmemiz ve dayanışma içinde hareket edebilmemiz için;   her birimizin farklılıklarının ve bezersizliklerinin karşılaştığı,  kimi zaman çelişkilerin  kaçınılmaz olduğu bir ortamda mutlakçılığa ve tek doğruculuğa değil uzlaşmaya  ve çoğulluğa dayalı bir iletişim kültür ve etiğini öğrenmemizi ve geliştirmemizi  gerektiriyor.   Çoğulluk  esasında   gezegenimizin ve doğanın  de ilkesi.   Benim için   Zeytince derneği,  hem  içimizde  hem de dışımızdaki ve  doğadaki çoğulluğu,  zihinsel olarak da  uygulamada da  deneyimlediğim ve öğrendiğim  çok kıymetli   bir yolculuktur.
 
NAİME SÜRENKÖK

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde doğmuş olan birisi olarak sanki küçüklüğümden beri bu yolda olmam gerekiyordu. 

Tarımla ilgili beyaz yaka iş deneyimim de, köyde keçilere arılara bakarak geçirdiğim zaman da bana çok şeyler kattı şimdiki insana dönüşmem de. Ancak asıl Zeytince Derneği’yle yollarımız kesiştiğinden beri de ekolojik mücadele ve iklim krizine dikkat çekmek için birçok etkinliği hayal edip, planlayacağım yol arkadaşlarımı bulmuş oldum.

PINAR BÖRÜ

Ankara’da doğdum ve tam bir şehir çocuğu olarak büyüdüm. “Kekiğin kokusunu tanıyıp onu nerede bulacağımı bilmeden”.  Matematik bölümünde lisansımı, İktisat’ta yüksek lisansımı tamamladım. Şu anda İktisat’ta doktora eğitimimi sürdürmekteyim.  Yeşile yüzümü dönüşüm Ekolojik İktisat’a merak salmam ile başladı. Zeytince’nin oluşumu ile bu dönüş filizlenmeye ve büyümeye başladı. Bilinçli ya da bilinçsiz seçimlerimizle dünyada insanlar için oluşturduğumuz yolların çıkmaz olduğunu fark edişim ve bir alternatif arayışımla içinde yer aldığım Zeytince ile yepyeni bir yolu şekillendirmede bir rolüm olduğu için mutluyum.

ÖZGE YILMAZ

2018 yılından beri Zeytince Derneği yönetim kurulu başkanıdır. 15 yılı aşkın süredir yeminli mali müşavir olarak çalışmaktadır. Karaburun’daki Mimas Organik Sabun Üretim Firması’nın kurucu ortağıdır. Zeytince Derneği’nin kurucuları arasında yer almış ve Zeytince Derneği’nin tüm mali ve idari işlerini yürütmektedir.

SELİN TUNÇER

Deniz ve nergis kokulu Karaburun’dan İzmir’e iş sebebiyle göç etmiş bir ailenin ikinci kızı olarak dünyaya geldim.

Ulaşımın güçlüklerle sağlandığı köyümün (Eğlenhoca) varlığı öyle değerliydi ki… Burada edindiğim yaşama dönük her deneyim ışığım oldu. Ama aslolan ailem gibi köklerine bağlı bir zeytin ağacının altında büyümüş olmaktı.

Zeytinin kendini doğuran kadim ruh taşıyan ilk ağaç oluşu, insanın kendini tanıma sürecinde hep etkili olmuştur. Düşüncelerin felsefenin elinde hayat bulduğu gibi.

Doğa ile özenli bir ilişki kurmayı amaçlarken Zeytince Derneğinin varoluşunda buldum kendimi. Herkese ait olan ama aslında kimsenin olmayan Zeytince Derneğinin, biz gittikten sonra da yaşanabilir olan başka bir dünyasına yol alıyorum şimdi de.

SURURİ URAS

Güneşli gün saçlı günlerim, uçan atları olan anneannem, deve sırtında yazlığa giden babaannem, arka bahçesinde dalları salıncak ağaçlı evim, gök gözlüm,
nar tanesi ağlayanım, aşısı tutmuş yeğenlerim, Can suyum, kıyamet kopsa elindeki kuru dalı dik diyenim, ağaç için köşkü yürütenim, dikenine mektup takılı güllerim,
tozuna bile tohumlar ektiğim çığlığı şarkılım, ilk hecesi su, her gecesi yıldız hayatım oldu benim.

Babam kitabın ağaçtan olduğunu öğrettiğinde, annemin aldığı ilk kitabımın arasına yapraklar koydum.
Güya yaprakları dallarına kavuştururdum. Annemin aldığı ilk kitap dedim de, neydi biliyor musunuz? Tüm tabiatın dile geldiği ‘Bütünüyle La Fontaine Masalları’.
Ben tabiattım, unuttuğum.

Zeytin Okulu’muza ben mi geldim, yoksa Zeytin Okulu’muz bana mı geldi karıştırıyorum. Bu okul nasıl her yer oldu bana, bilemiyorum.

Çocukluğum her sarı tabelaya (şimdi kahverengi) girilen yolculukta, her su kenarında, her mağara ağızında, her yamaçta,
gölgesi gömlek kolu, duruşu kolalı yaka her ağaç altında verilen molayla, 7-8 saatlik yolu, 15-20 saatte gitmekle geçti. Yolda annem hepimize salatalık soyar, kabuğunu yüzümüze yapıştırırdı.
Acısı vardı salatalığın o zamanlar, hatırlayan var mı? Salatalığın acısı denk geldi mi, annem derdi ki, diğer ucundan ısır. Hayret, tatlı olurdu bi’ anda salatalık.
Annem, her anne gibi bilge, bi’ de manzaraları olan kadın, babam filizleri olan adamdı.
Ben zaten doğanın kucağındaydım, unuttuğum.

Yerim varmış burada, çok mutluyum. Meğer ”Zeytince” konuşurmuşum, her gün hatırlıyorum.
Herkese sarılıyorum.

YEŞİM VARDAR
 (İZMİR,1987)
Kısa özgeçmiş: 2011 yılında Ege Üniversitesi İktisat lisans mezuniyetinin ardından, 2013 yılında Ege Üniversitesi  İktisat Tezli Yüksek lisans eğitimine başlamış bulunmaktayım. Tez yazım aşamasında araştırmalarım sürerken, özel sektörde dış ticaret alanında aktif olarak çalışmaktayım.
Motivasyon: İzmir’in Karaburun- Eğlenhoca Köyü’nde zeytin tarlalarımızda çocukluğumun geçtiği günlerde aslında farkında olmadan hiç vazgeçemeyeceğim bir alışkanlığı edindiğimi öğrendim. Doğayla iç içe olma. Rüzgarın keskin soğuğunu da, güneşin bunaltıcı sıcaklığını da dedemlerden hatta dedemlerin dedelerinden kalan zeytin ağaçlarının altında hissettim. Dizlerim toprağa dayanmayı daha o yaşlardan öğrendi. Ben büyüdüm zeytin ağaçlarımız ise hala eskisi kadar güzel ve sağlıklı. Okuduğum, öğrenebildiğim, kaynaklardan yaptığım araştırmaların yanı sıra zeytinin bu uzun ömrünü bizzat yaşayarak dokunarak öğrenmeyi başaranlardanım. Eğitim ve geçim sağlama amaçlı zorunlu olarak şehre doğru kayan hayatımda hep bir yanım doğaya yakın ona özlem ve hasretle devam etti.
Bu bağlamda kuruluşundan beri içinde bulunduğum Zeytince, şehirde yaşayan ve yüzünü doğadan hiç çevirmemiş bir grup araştırmacının ekolojik alternatif yaşam alanları yaratmayı hayal etmesiyle yola çıkmıştır. Kendini daha çok yolda keşfetme kararı ile de herkesin kendinden izleri gösterme olanağını sunabilmektedir.
Zeytince ile birlikte, ekolojik yaşamda zeytin ile bir bütün olarak yaşamanın keşfedemediğim sırlarına ulaşmayı, organize olmuş bilginin ortaya çıkaracağı katma değeri gözlemlemeyi, gerektiğinde bildiklerimi katarak gerektiğinde yeni araştırmalara katılarak zeytin hakkında doğadan gelen ama bilinmeyen tüm güzellikleri bulabilmeyi öğreneceğimize inanıyorum. Zeytince gün geçtikçe artan katılımcıların pozitif enerjisi sayesinde ve doğada yaşamın vazgeçilmez bir parçası oldukları gerçeğinden yola çıkarak toprağın bereketli meyvesi zeytinin hakkettiği değeri görmesine yardımcı olacağına inanıyorum.